Serdar Beki ”Lüks Mahallenin Konducuları”

Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Başlığa şaşırmayalım;

Ceylan derisi koltuklarında bir ailenin uyumlu delikanlıları edasında oturan, kürsüde külhanbeyliliği kimseye vermeyen, kürsü önünde eylemler sergileyen, kulis localarında, nasıl bağırdım, gördün mü, hiç kekelemeden konuştum diye caka satan, ancak lüks kuyruğunda ön sırayı elden bırakmayanlar.

Dokunulmazlık denince, hadi kaldıralım cümlesi bile külliyen yalan olan bir eşitsizlik. Trafikte polise efelik yaptıkları bir anda, ben milletin temsilcisiyim haa, bana dokunamazsın.

Hakkâri’de kaçak çay demlemek istemeyen garibim, suçunu afiyetiyle işlemiş milletin temsilcisine, boynu bükük o kıdemli atkısı eşliğinde selam durur.

Bumudur eşitlik!

Türkiye Büyük Millet Meclisinde 350 yi aşkın dokunulmazlık zırhına bürünmüş suçlu adayı dosya var.
Paşalarım ifadenin adreslerini bile beyinlerinden resetlemişken, bir 5 kişinin ifade vermeyişlerini resetleyememişler.
Lüks mahallenin konducuları olarak lanse edilen bir partinin 5 mensubu, milletin temsilciliğinden ne zaman feragat ettiler de millet bundan haberdar olmamış.

Hukuk devletlerinde demokrasi ve özgürlüklere inanışlar böyle yürümüyor. Aklın yolu bir ise 350 yi aşkın dosyanın muhatapları ifade vermekten geri duruyorlarsa 5 kişi de bu hakkı, haklı olarak kendinde görür.
Türkiye bir polis devleti gömleğinden sıyrılıp, sözde değil özde bir hukuk devleti olma durumundadır.

Meclis kapılarının açılmaya yüz tutan her döneminde, dokunulmazlıklar kaldırılmalı diyen ensesi kalın liderler ve gölgeleri her ne hikmetse bu şarkıyı hep aynı nakaratları ile söyleme durumunu seçmişlerdir.

Bu filmi izleyen aziz milletimiz, TBMM’sinin her dönemindeki misafirlerinden saygı bekliyor. Taahhüt edilen her türlü hizmeti ve olumlu söylemleri yerinde görmeyi de sonuna kadar hak ediyor.

Laf ebelikleri ile bir yere varamayacağımız aşikâr. Bir dahaki seçimleri beklemeden eşitlik ilkesine riayet edip, dokunulmazlık zırhından tümden kurtulalım ki suç işleyen kişi, savcılarımıza gereken ifadesini verebilsin.

Ha bu işinize gelmiyor mu ?.

O halde aynı genel kurulu, aynı gurup toplantı salonunu, kulis localarını, meclis koridorlarını, otoparkları, yemek salonlarını, lokalleri vb ortak alanları kullandığınız, aynı bayrağa yemin ettiğiniz dönem arkadaşlarınızı, zorla ifade vermeye zorlayanlara tepkiniz bir ağızdan olmalı.

Bu tepkiyi sizlerden görmeyen bu millet, her birinizi ayrı ayrı vicdanlarında sorgulayıp mahkûm edecektir. Öncelikle, sorunlu bir meclis ne bize nede uygar bir dünyaya yakışır. Saygıyı hak ederek kurulan meclis, kendine yakışanı yapmalı ve dokunulmazlıkları kaldırarak, tarihin konuşan defterine altın harflerle yazılmalı…

Mahallenizdeki konducuları, kendinizden görmeniz ve mahalleleri birleştirmeniz durumunda, Meclis çatısında ayrımcılığa ve guruplaşmalara zemin hazırlanmadığında alacağınız tepki…

İşte budur !.
Alkışlar kıyamet…

Halka hizmet!
Parti isimleri ve tabela kirliliği ile değil, o makamda durduğu sürece layıkıyla temsil etmekten geçer. Toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin, insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağım diye yemin eden 23. dönemin saygın üyeleri, ya tümünüz suşi yiyin, ya da zaza aspirini olarak bilinen kuru soğan ve çökelek.

TBMM sinin tüm üyeleri eşit ve misafirdir,

Gelen elbet gider.
Sadakattir yakışan.

Yorumlar kapalı.