Balans’a Balans

Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi ve darbecilerle hesaplaşması devam ediyor.12 Eylül darbesinin yargılanmaya başlaması insanlığa karşı işlenen suçların zaman aşımına tabii olmayacağı düşünülürse 27 Mayıs ve 12 Mert’ta başta olmak üzere 28 Şubat ile diğer post modern darbe ve darbe teşebbüslerininin yargılanmasınıun önü açılmıştır.

Ergenekon, balyoz ve inter andıcı gibi yürüyen davalarla beraber darbe ve darbe teşebbüslerinin yargılanmasıyla Türkiye’nin demokratikleşmesinde yeni bir eşik atlanmış olmaktadır.Derbeler aslında topluma ve toplumun onuruna karşı yapılmıştır.

Darbelerle beraber ortaya çıkan bir gerçek var ki;belli bir tarihden itibaren ordu’da bazıları askerlik mesleğini bırakmış darbe plânı ve darbe yapmaya karar vermiş.28 Şubat ‘ta; bazı askerlerin asıl görevini unutup dahası görev ve yetkilerinin dışına çıkıp darbecilik oynamaya karar vermesidir.

1995 yılında yapılan genel seçimlerde Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi ve DYP Refahyol hükümetini kurdu.Bir iftar için başbakan Erbakan’ın, başbakanlık konutunda tarikat şeyhlerine iftar yemeği vermesi tepkilere yol açmışdı.Dönemin Refah Partili Sincan belediye başkanı’nın düzenlediği ‘Kudüs gecesi’ isimli tiyatro oyunu medyada çok büyük yer almış ,olayın birgün sonrası Sincan sokaklarında tanklar yürümüşdü. Refah Partisi hakkında yargıtay kapatma davası açmış, bu sürece denk gelen MGK toplantısın’da da 18 maddelik bildiri hazırlanarak başbakan Erbakan’a imzalaması için verilmişti.MGK’da alınan kararlar 28 Şubat kararları olarak tarihe geçmişti.

28 Şubat darbesi ile birlikde silah kullanılmasada hükümet devrilmiş ve darbeciler istediklerini yapabildikleri bir ortam bulmuşlardı.

28 Şubat sürecinde yaşanan brifing olayları; yargı ve üniversiteler ile basının bağımsız özgür kurumlar olması ilkesini ayaklar altına almıştır.Yüksek yargı üyeleri,rektörler ve basın karargâha davet edilip ‘İrtica’ brifingleri verilmiş, devletin kilit noktalarında bulunan kişiler etki altına alınmak suretiyle hükümeti çalışamaz duruma getirmeyi hedeflemişlerdir.Yargı ve üniversite çevreleri ile bazı basının o dönemde bu toplantılara tam kadro gelmesi dikkat çekicidir.

28 Şubat sürecinin ortaya çıkardığı 8 yıllık kesintisiz eğitim modeli ile birçok genç üniversite hayâllerinden olmuş gelecekleri karatılmıştır.Kara sarıklı Aczimendilerin lideri olduğu öne sürülen Müslüm Gürbüz -Ali Kalkancı-Fadime Şahin gibi maşalar geveze basının figüranları olarak olaylara çanak tutuyor adım adım darbeyi çağrıyorlardı.

28 Şubat darbesiyle 21 bankanın içi boşaltılıyor o zamanın parasıyla 42 milyar dolar devlet zarara uğratılıyor,medya’ya servis yapan darbeciler yine medya’dan aldıklarını hükümete dayatıyorlardı.İş adamları, medya ve diğer yardımcı faktörlerle darbeciler istediklerini elde etmiş, ülkeyi dışa karşı savunmayı bırakıp, içimizde kendi yarattığı düşmanın peşine düşmüşdü.

Son darbe 28 Şubat’ın yarattığı mali yıkımı yıllar içinde telâfi etmeye çalışıyoruz.Ya insanlar üzerinde yaptığı yıkım.Onu kim telâfi edecek?
Sıra ; ‘Demokrasi’ye balans ayarı yaptık’ diyen zihniyete ‘Balans’ ayarı yapmaya geldi.Soğuk Şubat’ın mimarlarının kapısı çalındı.Batı çalışma grubu’nun da fikir babası olan 28 Şubat’taki post modern darbeye ‘demokrasiye balans ayarı yaptık’ diye vecap veren
Çevik BİR.Sorarım size!

Okadar vatan sevdalı iseniz; silahınızı neden askerlerinizin kafasına çuval geçirenlere doğrultmadınız da ;o silahı belinize takanlara milletinize ve devlete doğrulttunuz.Şimdi bunun cevabını istiyorum.Yüreğiniz yetiyorsa verirsiniz.

Yorumlar kapalı.