Serdar Beki "Yerel Yönetim Kliniği"

Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gayri ihtiyari gelen bir ağrımıza, corasprin verilemeyeceğini hepimiz biliriz aslında…
Acıdan kıvranırken, vücudumuzun nereden kaynaklandığını bilmediğimiz ama araştırmaya sevk eden o çabalarımız, aslında bunun içindir.

Yoksa böyle zahmetlere, hiç kimse katlanamaz.
Doğru hastalığı bulmak ve teşhisini doğru belirleyip, tedavisini doğru yapabilmek içindir bu çekilen acılar.
Pervasız kıvranmalar…

Maltepe Belediyesi, bir kalp damar cerrahını konuk ediyor bu sıralar, Hocam göreviniz hayırlara vesile olsun.
Birkaç eksik cümlemi de sarf etmeden geçmeyeyim derim…

Ben ve benim kaderimi paylaşan, binlerce hastanızın rızasını almadan gittiğiniz bu yarım buçuk devri makama, niçin, neden, kim ya da kimler için iltica ettiniz?

Servis edilen bu desteğe inanmadığımızı varsayarak, bayram değil seyran değil, enişte dayanışmasını da görmezden gelemeyiz. Dimi!…

Çok samimi bir ifade ile sıradan bir vatandaş, hatta sokak simitçisi Serdar olarak, bir hekimin hele unvan edinmiş bir hocanın yerel yönetimde yer almasını, son derece yargılayan ve abesle iştigaline dem vuranlardanım.

Bu yazımı geçiş sürecine yakışır görünüz. “Kalem aklın dilidir”, mantığı ile yüzüme çaldığım suyun hatırına, yumuşak geçiyorum…

Siz ya da, sizler gibi asıl fayda verecek konumda iken, alakasız makamları işkâla koşanları eleştirmek, varsa hizmetini alkışlamak,
Hele yolsuzluğu, kayırmayı, eğrisini de deşifre etmek, her duyarlı vatandaş gibi vazifem olacaktır.

Şimdi kaldırım ve asfalt çalışmalarıyla, hastalığı kangren hale gelen Maltepe’nin sorunları çözülemez. Aksine sancılar ve ağrılar Lansor’un kucağına atılır olmaktan öteye gitmez.
Kentsel tasarım ve dönüşüm projeleri yamalarla değil, sağlık ocakları ile değil, kentsel dönüşüm deyince, akıllara gecekondu bölgelerinin dönüşümü geliyor ne yazık ki.

Kentsel dönüşümün doğasına aykırı olarak, kentlerin farklı problemlerine karşı, genellikle tek ve aynı çözümler uygulanıyor. Dönüşüm sorunları, fiziksel mekânın dönüşümüne indirgenirken, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlar genellikle dikkate alınmıyor. Umuyorum ki mühendisleriniz ve mimarlarınız ( Proje üstatlarınız) dikkate alırlar.

Ramazan çadırlarının önünde oluşan kuyruklar, elbette iç açıcı değil. Bu anlayışınızı yürekten destekliyorum.
Lakin fişlenmekte ayrı bir kusur değilmidir?

Makbul olan amacın yerinde olmasıdır. Size ekmek veriyorum anlayışından uzak gelen, ihtiyaç sahibi konukları ayakta karşılamak değilmidir? Siz doğru düşünüp uygulanmasını isteyebilirsiniz. Peki, siz arkanızı döndüğünüzde, rahata geçen elemanlarınız konuklarınıza ne kadar özverili?, bunu tahlil ediyor musunuz?..

Umudun ötesinde ve tam yerinde bir anlayışla, yolunuzda başarı göstermeniz, şahsımı son derece mutlu kılacaktır.

Nedenimi de şöyle dile getireyim…
Yerel yönetim anlayışının temel kuralı,
Kazanmanın ertesinde partisinin olmayışı, rey verenlerle, vermeyenlere aynı uzaklıkta ve yakınlıkta oluşudur.

Hele birde,
İnsan sağlığına emek verip, insan hayatının ne denli mühim olduğunu tahlil etmiş biri olarak,
Bu noktayı en iyi anlayanlardan olmanız.
Benim umudumu kat kat artırır.

Tabiî ki, her yerel yönetim koltuğuna oturanın, yandan çarklı yağdanlıkları da olur.

Bu yalaka ve kan emicilerin açtıkları tezgâhlar, zabıtanın kovaladığı üçteker tablacılara benzemezler.

Her gördüğünüz sakallı papaz olmayacaktır!

Yorumlar kapalı.