Adalet Herkese Adil Olsa

Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Acıları hiç dinmeyen, aylardır evlatlarının başına geleni yüreklerinde yaşayan bir ailenin dramı, gündemimizin başköşesinde…

Etiler’de, başı kesilmek suretiyle bir çöp konteynırına bırakılan daha 18 yaşında bir kız çocuğu. Sevgilisi tarafından hunharca katledildi iddialarıyla, vicdan sahibi her kişi tarafından, rahmet ve üzüntü ile anılıyor.

Zanlı, aylardır süren takip ile henüz bulanamadı. Emniyet birimleri titizlikle çalışmalarını sürdürürken, genç kızımızın anne ve babası tüm medyayı arkasına alarak, kapı kapı dolaşıp hak arama arayışında. Elbette bu hakkı kendilerinde görebilirler.

Ancak bir doğru var ki, o herkesin doğrusu olmalıdır. (Adalet herkese adil olsa)

Şimdi bir aile düşünün; kızının gecesine, gündüzüne, arkadaş ortamına, takıldığı mekanlara karışmayan, erkek arkadaşıyla birlikte gece yaşamına, saat mevhumu olmaksızın göz yuman, bu ilişkiyi avuç içleri patlayana dek alkışlayan, evlat sorumluluğunun cümlesini bile yaşamayan, tamamen Avrupai düşünen, bu gün daha suçu kanıtlanmamış bir zanlıya suç buluyorsa, kendi vicdanında yargı yolu açmalıdır.

Süreyya Karabulut, tv kanallarını dolaştığında sadece kendi mağduriyetini anlatınca, doğrusu bende acının magazinselliği oluştu. Bunun yerine, acısından yola çıkarak ülkemizde her gün yaşanan vahşetlere de değinseydi, toplumun yaraları bir çok yönden sarılacaktı. Burada acıyı anlamak mümkün. Ancak, bencil olmayı gerektiren muammayı değil… Garipoğlu ailesinin tanınmış simalarından olan Hayyam Garipoğlu’da, bir kez olsun bir basın toplantısı düzenleyip olayı kınamadı. Zanlı olan yeğenini teslim olmaya davet etmedi. Bu da başka bir muamma…

Bu ülkede bir çok vahşet mağduru aile var. Basınımız ve Devlet erkânımızın iştahı sadece Garipoğlu firarisine kabardı. Gördüğümüz bu muammalar silsilesi, beni ve birçok vatandaşımızı düşündürmüyor değil. Doğu kökenli bir aileye mensubum. Malatya’dan sonrasına bir baktığımızda, hunharca katledilip mezarı bile olmayan, birçok evlatlar var anne ve babaların yüreğini dağlayan.

Biz biz olalım yine de Adaletin tek bir cinayete, dur ben buradayım kılıcına inanıp, umudumuzu kaybetmeyelim. Terazinin, ülkemin tamamını kapsayan bir eşitliği tartacağına inanmaya devam edelim. Bu ülkenin, evladının katillerini yargılayacak makamlara eşitlik dersi vermeye ihtiyacı yoktur. Ancak bu ülkede Adaletin kendi bahçesi olduğunu düşünen babalara verecek bir cevabı da vardır.

Ülkemiz ve tüm dünyada, işlenen cinayetlere karşı duran anayasalara, riayet etmek yeterli değildir. Özellikle evlatlarımız bize kafa tutarken, bizlerde doğduğu güne lanet olsun, şiddetinin arkasına sığınamayız. Evladımızın arkadaş ortamını, mekan tercihlerini sorgulamaktan çekinmemeliyiz, Anne ve Babalar çocuklarına ilk eğitimi verirken kendi fikirlerine, birde uzman görüşleri eklemeli. Avrupa Birliği üyeliğini benimsiyor olmamız, mezhebimizin XL olmasını gerektirmez. Dizini döveceğin sürece gelmeden, kızını ve oğlunu terbiye etmeyen Anne ve Babalar, bu ülkenin Adalet mekanizmasından ayrım gayrım beklemesin.

Mardin’in Bilge köyündeki, anne karnında kurşunlara hedef olan, hele dizlerindeki bağ dem tutmayan, annesiyle arasındaki tek bağ olan göbek bağına, kurşun yağdırılan Bilge bebek’te, aynı Adalet’e inanarak katillerini boğacak ki Adalet kavramı, hukuk devletine eşdeğer olsun…

Güzelim Ülkemde, adı ne olursa olsun tüm cinayetlere lanet etmek isterim. Lakin bunun, ne çare nede yeterli olacağını sanmıyorum. Hunharca öldürdükten sonra, başı gövdesinden ayrılan genç kızımıza kıyan el yada eller, elbette adalet nezdinde kırılacaktır. Bu vakaya gösterilen hassasiyet, tüm vakalara gösterilse, başlar gövdelerde durur.

Adalet şemsiyesinin, tüm ülkemin bireylerini koruduğu ve koruyacağı günleri alkışlıyorum.

Yorumlar kapalı.