Binlerce Eczacı Taksim Meydanı’nda Toplandı

Abone Ol
Daha Fazla

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün İstanbul’da binlerce eczacı kepenklerini kapatıp Tünel Meydanı’na gelerek mesleğine sahip çıkma kararlılığını bir kez daha gösterdi.

Yaşamak ve yaşatmak için tüm Türkiye’de eczanelerimizi bir günlük uyarı olarak kapattık. İstanbul’da uyarı eylemimize yüzde 100’e yakın bir katılım sağlandı.

Binlerce eczacı saat 11.30’dan itibaren Beyoğlu Tünel Meydanı’nda toplandı ve sloganlarla saat 12.00’de Taksim’e doğru yürüyüşe geçti.

İstanbul Eczacı Odası pankartı arkasında toplanan binlerce eczacı; "Masallara karnımız tok! İnsanca yaşamak için emeğimizin karşılığını istiyoruz", "Vatandaşın cebinden, eczacının emeğinden tasarruf olmaz", "Hükümet uyan masal bitti!", "Eczacı iflasta" pankartları taşıdı. İstiklal Caddesi boyunca yürüyen eczacılara İstanbul Tabip Odası, Herkese Sağlık ve Güvenli Gelecek Platformu, KESK İstanbul Şubeler Platformu, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Dev Sağlık-İş de destek verdi. Eczacılar ve eczane çalışanlarının yanısıra İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencileri de kortejdeki yerlerini aldı.

Yürüyüş boyunca halkın ve basın mensuplarının ilgisinin yüksek olduğu gözlenirken atılan sloganlarla sağlık ve ilaç alanında yaşanan yıkım da protesto edildi.

Beyaz önlükleriyle yürüyüşe katılan binler, "Sağlık haktır satılamaz", "Baskılar bizi yıldıramaz", "Direne direne kazanacağız", "AKP sağlığa zararlıdır", "Meslek hakkımız gasp edilemez", "Eczacı iflasa terk edilemez", "Halka, eczacıya değil, tekellere fatura", "Vatandaş susma, eczacına sahip çık" şeklinde sloganlar attı.

Kortejin Taksim Meydanı’na ulaşmasının ardından burada basın açıklaması yapan İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Semih Güngör, bugün nöbetçi eczanelerde Sosyal Güvenlik Kurumu’nun provizyon sistemini kapatarak bugün nöbetçi eczanelerde sigortalılara ilaç hizmetini sabote ettiğini belirterek, halkı mağdur edenin aslında SGK ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu uygulaması olduğunu söyledi.

Ecz. Semih Güngör daha sonra basın açıklamasını okudu. Güngör’ün yaptığı basın açıklaması şöyle:

İstanbul Eczacılar Odası’ndan yapılan basın bülteninde şu ifadeler yer alıyor.

Değerli basın mensupları, değerli halkımız,

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında eczanelerimizi kapattık.

Biz eczacılar yıllardır ilaç hizmetini tüm sıkıntılarımıza karşın herhangi bir aksamaya yer bırakmadan sürdürüyoruz. Ancak AKP hükümetinin SSK’lıları serbest eczanelere yönlendirdiği 2005 yılından itibaren, yaşadığımız binbir güçlüğe ve soruna ek olarak son aldığı mali tedbirlerle binlercemiz kapanma noktasına geldik.

Bugün eczanelerimizi kapatarak şu mesajı veriyoruz. Biz tüm yurtta hizmet veren 24 bin eczaneden neredeyse yarısının tasfiye edileceği bu süreci durduracağız. Teker teker kapanmaktansa bugün hepimiz eczanelerimizi kapatarak mesleğimize sahip çıkacağımızı ilan ettik. Bundan sonraki süreçte eczanelerin yerine almaya heveslenen gruplara da sözümüz "eczacısız, eczanesiz ilaç hizmeti olmaz" olacaktır.

Hastalarımızı mağdur etmemek için bugün İstanbul’da yüzlerce nöbetçi eczanede meslektaşlarımız ilaç hizmetini sürdürüyor. Biz burada toplanan eczacı ve eczane çalışanları ve bizlere destek veren hekim, dişhekimi, veteriner, sağlık emekçisi tüm dostlarımız; Türkiye’de sağlık hakkının elimizden alınmasına, nitelikli sağlık hizmetini sürdürmemizin önüne konan engellere bir kez daha dur demek istiyoruz.

Küresel kriz bahane edilerek sağlık ve ilaçta tasarruf etmek amacıyla uygulamaya konan düzenlemeler, hem biz sağlık meslek mensupları ve çalışanlarını yok oluşa sürüklüyor hem de halkımızın sağlığa daha fazla para harcamasına, sağlık hakkının elinden alınmasına neden oluyor.
18 Ekim’de Kadıköy’de düzenlediğimiz mitingde AKP hükümeti’nin sağlıkta bir masal anlattığını ilan etmiştik.

İlaçta bu masal, 2004’te çıkarılan İlaç Fiyat Kararnamesi’yle başladı. İlaç fiyatları bu kararnameyle dövize endekslendi. 2004’ten itibaren fiyatlar düşmeye devam etti. İlaçların ucuzlamasına karşın yüzde 500’lere varan oranlarda artan muayene ücretleri, ilaç fiyat farkları, katılım payları hastalarımızın ceplerinden daha fazla ödeme yapmasına yol açtı. Bu çelişkiyi hep birlikte yaşadık, yaşıyoruz.

Kamu ilaç harcamalarının 5 yıldır katlanarak arttığı ülkemizde ilaç şirketleri son krizden büyümeyle çıktıklarını açıklarlarken eczanelerin içine sokulduğu çıkmaz son düzenlemelerle iflas anlamına gelmektedir.

Yıllardır söylüyoruz: İlaç nitelikli, ucuz ve ulaşılabilir olmalıdır. Yıllardır bu ilkenin savunucusu olduk, ilaç ve sağlık alanında yaşanan sömürüye karşı çıktık. Uygulanabilir ilaç ve sağlık politikalarını savunduk, ancak uygulanan yanlış politikalar her seferinde karşımıza tasarruf tedbirleri olarak sunulan tekelleşme eğilimlerini çıkardı. Bu kez çok daha ağır bir tablo ile karşı karşıyayız, öngörülen tasarruf tedbirlerinin hedefinde vatandaşlar ve eczacılar var. Oysa bu tasarrufun kaynağı bellidir: Yıllardır elde ettikleri fahiş kârlarla bu sömürü çarkını sürdüren ilaç tekelleri…

Hükümet, SSK ilaç fabrikasını kapatarak, ilaç tüketimini kışkırtarak ve ilaç fiyatlarını avroya endeksleyen 2004 İlaç Fiyat Kararnamesi ile bugün sorunun ana kaynağı olan on milyarlarca dolarlık ilaç harcamasının yolunu açmış oldu. Türkiye 5 yıl içinde daha da dışa bağımlı hale geldi. İlaç harcamaları katlanarak arttı.

Kışkırtılmış ilaç tüketimi reddedilerek akılcı ilaç kullanımı temel ilke olarak kabul edilmelidir. Başta yurttaşların cepten yaptığı harcamalar olmak üzere tüm ilaç harcamaları azaltılmalı, akılcı ilaç kullanımı teşvik edilmelidir.

İlaç fiyat düşüşleri nedeniyle eczanelerimizde oluşan stok zararlarının önlenmesi ilaç tekellerinin keyfiyetine bağlı olmaktan çıkarılmalı, eczanelerimiz yasal yaptırımlarla korunmalıdır.

İlaç hizmetinde tekelleşme eğiliminin önüne geçecek önlemler bir an önce alınmalı ve özellikle ilçe, belde ve köylerde hizmet veren küçük eczanelerin varlığı garanti altına alınmalıdır.

Muayene ücretlerinin tahsilatı uygulamasına bir an önce son verilmelidir.

Eczacılara insanca yaşamalarını ve ilaç hizmetini sağlıklı bir biçimde sürdürmelerini sağlayacak meslek hakkı verilmelidir.

SSK hastane ve eczanelerin tasfiyesinin ardından ilaçta neredeyse tek alıcı konumuna gelen Sosyal Güvenlik Kurumu’nun antidemokratik ve meslek örgütlerini tanımaz tutumuna derhal son verilmeli ve ilaç hizmetinin planlanmasında eczacı örgütleri söz sahibi olmalıdır.

Son olarak eczacısıyla, hekimiyle, emekçisiyle bu alanda hizmet verenler olarak, AKP hükümetini bir kez daha uyarıyoruz. "Paran kadar sağlık" anlayışıyla sürdürmeye çalıştığınız bu sistem artık yıkım noktasına gelmiştir. Bu süreç yalnız biz eczacıları tasfiye etmeyecek, tasfiye edilen sağlık hakkı elinden alınan yurttaşlar ve özlük haklarını bir bir yitiren sağlık çalışanları olacaktır. Sağlıkta yıkım tablosunun damgasını vurduğu bir ülkede hiçbir değerden söz etmek mümkün değildir!

Son olarak bugün yürürlüğe giren tasarruf tedbirleri nedeniyle yaklaşık 8000 eczanenin tasfiye süreci açılmıştır. Önümüzdeki süreçte bu eczanelerin büyük bir bölümü zorunlu olarak kepenk indirecektir.

Ancak bir kez daha vurguluyoruz. Buna seyirci kalmayacağız.

10-13 Aralık tarihlerinde, Ankara’da yapacağımız Türk Eczacıları Birliği Olağan Genel Kurulu’nda, mesleğimizin içinde bulunduğu durumu değerlendirerek daha etkili adımlar atmak konusunda önemli kararlar alacağız.

Yorumlar kapalı.