Futbol Federasyonu Zor Bir Sınavdan Geçiyor…

Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

SÜPER LİG’de ve 1.LİG’de 24 TAKIM OYNAMALI
Türkiye Liglerindeki takım sayıları – 3.Liglerdeki yaş sınırlaması – Maltepe Stadı ve Türkiye Milli Takımı Teknik direktörünün belirlenmesi ile ilgili bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Futbol Türkiye’deki en büyük ilgi gören spor dalı ise, o zaman Avrupa’daki statülere ayak uydurulmalıdır.

Futbolun beşiği diye tabir edilen İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa gibi ülkelerdeki lig’lerde 22-24 takım mücadele etmekte. Ayrıca 2. ve 3.liglerinde de yine bu sayıyla futbol, ülke geneline yayılmış durumda.

Türkiye’de ise tam aksine havuz daraltılmış ve 3 büyüklerin emrine sunulmuş.

Türkiye’de futbol daha fazla kitlelere ulaştırılmalıdır. Türkiye’de sadece bir tane Süper lig ve bir tane Bank Asya Birinci.Lig’i bulunmaktadır. Türkiye’de körelen futbol seyir zevkini yeniden ateşlenerek, Birinci lig’de ve Bank Asya liginde futbol takım sayıları 24’e çıkartılmalıdır. Avrupa böyle bir uygulamayı yıllardır yapıyorsa bizlerde aciliyetle 2011-2012 sezonunda bu yola başvurmalıyız. Federasyon kendi kabuğunu kırmalı ve havuzu büyütmelidir.

3.LİGLERDEKİ YAŞ SINIRLAMASI KALDIRILMALI
Türkiye futboluna eski bir miras olan 3.liglerdeki yaş sınırlamasının bir an önce kaldırılmalıdır.

Yetenekli ve yaşlı futbolcuların futboldan elde ettikleri tecrübelerini gençlerle paylaşamadan futbolu bırakmaları beni çok üzen durumdur. Çünkü 3.liglerdeki yaş sınırlaması ustalarla-çırakları bir araya getirmemektedir.

Öncelikli olarak futbol federasyonu 3.liglerde yaş sınırını kaldırmalı ve 38-40 yaşındaki Avrupa macerası yaşamış futbolcular Türkiye 3.lig’inde 17-18 yaşındaki futbolcularla bilgisini ve birikimini paylaşmalıdırlar. Şu anki 3.liglerin görüntüsü Genç takım katagorisindeki takımlardan hiçbir farkı yoktur. Bu anormalliği fark edip yeni bir düzenleme yapmak, futbol federasyonu yönetim kurulu üyelerinin işidir.

MALTEPE STADI
Maltepe Stadı yarım kalan inşaatı tamamlandıktan sonra hala büyük organizasyona yada bir maça ev sahipliği yapamamıştır.

Hala Maltepe Stadı’nda bir milli maç oynanamadı!
Işıklandırması olduğu halde gece maçı yapılamadı!
Avrupa’dan bir takım antreman maçı dahi yapmadı!

Gördüğümüz tek organizasyon Başbakan buranın açılışını yaptığı gün’dü.

Acaba burada maç ve organizasyon yapılmaması için bir karar mı var?

Açıldığı gün birçok beklentimiz varken, şimdi 2. ve 3. lig takımları bu orijinal stadı kullanmaktadırlar.

Burada gece maçı yaptırılmayacaksa neden son teknolojiyle donatılmış bir ışıklandırılma sistemi yapıldı? Neden O kadar para gereksiz bir şey için heba edildi?

Eski hali daha güzeldi hiç olmazsa Maltepeli seyirciler sahalarını benimsiyorlardı. Şimdi Maltepe Stadı başkalaştı.

Maltepe Stadı’nda futboldan istifade edilemeyecekse o zaman; Beyzbol veya Amerikan Futbolu maçları yapılsın, hiç olmazsa stadın kıymeti bilinir, yeni sporcular Maltepe Stadı’nda yetişir.

YILMAZ VURAL MİLLİ TAKIMA YAKIŞIR
Futbol Türkiye’de keyifli olduğu kadar bir o kadar eziyettir. Galibiyet sonrası yaşanan mutluluklar ve mağlubiyet sonra hiç çekilmeyen Pazartesi günleri.

Futbolu futbol yapan taraftarların yani bizlerin her konu üzerinde saatlerce, günlerce yorum yapabilecek kadar doğru yada yanlış bilgi ve birikimle donatılmış olmamızdır.

Çünkü bir maçı izlerken; yeri gelir taraftar, yeri gelir hakem, yeri gelir futbolcu, yeri gelir teknik direktör ve hatta yeri gelir başkan oluruz. Biz seyircilere bu hazzı futboldan başka hiçbir şey vermez.

Yıllardır bu düşüncelerle futbol izlerken Türkiye milli takımını tarihinde başarı seviyesine ulaştırmış iki Türk teknik direktör Şenol Güneş ve Fatih Terim’in ardından Türkiye Milli Takımı’nda yeni bir hoca arayışına Yılmaz Vural’da takılmaktayım.

Türkiye Futbol Milli Takımı’nın Dünya Kupası’na gidememesinin ardından Türkiye’de yeni bir teknik direktör arayışı hızla devam etmekte. Bende naçizane fikrim olarak Yılmaz Vural’ı bu görevde çok görmek istiyorum.

Yılmaz Vural yıllarca alt kulüplerde çalışmış ve Türkiye’de alt kulüpler için bulunmaz hint kumaşı görevini üstlenmiştir. Kendisi de kanal kanal dolaşarak bir büyük takımda çalışmak istediğini her defasında deklare ederken, hiçbir büyük kulüp başkanı ve yöneticisi de Yılmaz Vural’a bu görevi layık görmemiştir.

Yılmaz Vural’a yapılan bu davranışı bende aslında kınıyorum. Ve Yılmaz Vural’ın bir an önce Türkiye Milli Takımı başında görmek istiyorum. Çünkü artık onun yeri orasıdır. Başarılı olur yada olamaz önemli olan onun orada olmasıdır.

Türkiye’de hangi hocalara müsama gösterilmedi ki?
Hangi yabancılar paraları alıp uçmadılar ki?

Yılmaz Vural, Türkiye Milli Takımı’na 2 yıl kaybettirecekse – kaybettirsin.
Yılmaz Vural, Türkiye Milli Takımı’na 5 milyon TL’ye mal olacaksa – olsun.

Bence Yılmaz Vural başarılı olamasa da kazançtır, başarılı olsa da kazançtır.
Çünkü Türkiye’de bir ön yargı fobisi de bir nebze olsun kırılmış olacaktır.

Türkiye Milli Takımının teknik direktörü bir yabancıda olabilir, ama benim önceliğim bir Türk teknik direktör değil, Yılmaz Vural’dır.

Gözlemlediğim kadar bu göreve yakışan şimdi odur.
Zamanı gelmiş ve hatta geçiyor biledir.
Yılmaz Vural; sempatiktir, hırçındır, azimlidir, bizim isteğimiz cesur futbolu oynatır.

O zaman aranan taze kanı fazla uzakta aramaya gerek yoktur.

Yorumlar kapalı.