Maraş Olaylarının Yıl Dönümünde Hamit Kapan O Günleri Anlattı

Abone Ol
Daha Fazla

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Maraş olaylarının yıl dönümünde Maraş katliamı davasının bir numaralı sanığı olarak yargılanan ve idam cezası Yargıtaydan dönen Hamit Kapan o günleri anlattı.

Cumhuriyet halk partisi Maltepe ilçe örgütü ve ilçe gençlik kolları Maraş olaylarının yıl dönümünde bir etkinlik düzenleyerek Maraş olayları tanığı Hamit Kapan’a o günleri anlattırdı.

Yaklaşık 15 dakikalık slayt gösterimi ardından programın açılış konuşmasını Chp Maltepe ilçe başkanı Süleymak Kıpırtı yaptı.

Maraş olaylarının yıl dönümü ile ilgili düzenlenen etkinlikte mikrofonu alan Chp Maltepe ilçe başkanı Süleyman Kıpırtı şunları söyledi.

“Maraş olaylarının nasıl geliştiğini bir çoğumuz iyi biliyoruz ama gene gelecek kuşaklara aktarma anlamında ve o dönemin kötü bir kopyası belkide günümüzde yaşama aynen geçirilmeye çalışıyor diyelim. Geriye doğru döndüğümüzde 12 Mart 1970 darbesinden sonra bizim o dönemki gençlik yıllarımızda ben özellikle Erzincan’da 1974 sonu 1975 başındaki ilk olayla patlak verdi.

Oradaki 2 gün süren çatışmalarda 1 kişi öldü onlarca kişi yaralandı. Arkasından Sivas, Çorum, Malatya olayları.

Onları şu anda o tarihe doğru gittiğimiz zaman örnek yavaş yavaş açığa çıkıyor ki geçen gün Ergenekon davalarından bir ifade sızmıştı Malatya’daki alevilerin nasıl katledildikleri mevcut. Erzincan’da, Sivas’ta Çorum, Malatya’da direniş oluştu başarılı olamadılar. Ama bu işin en kanlısı, en canisini Maraş’ta gerçekleştirdiler ve bunların her birinin nereye vardığını 12 Eylül askeri darbesinde gördük nereye varmak istedikleri final bölümü orasıydı” dedi ve sözü Maraş olaylarını bizzat yaşayan Hamit Kapan’a sözü bıraktı.

Hamit Kapan yaşadığı o günleri şu sözlerle anlattı.

Hamit Kapan “1,5 saatlik bir belgeseli burada 16 dakikalık bir sunum olarak yaptık. Bu sunumdan sonra konuşmakta zorlanıyoruz.

Chp Maltepe ilçe başkanı ve bu programı gerçekleştiren Chp gençlik kollarına teşekkür ediyor ve hepinize hoşgeldiniz diyorum. Ülkemiz tarihinde Aralık ayı katliamlar ayı olarak bilinir. Geçtiğimiz günlerde 19 aralık’ta hayata dönüş operasyonu adı altında 30’a yakın cezaevinde yapılan baskınlarla devrimci yurtsever insanların canına kıymışlardır. 30’a yakın devrimci yakılıp, kurşunlanıp hayatını kaybetmiştir. Aralık ayı katliamlarından birisi budur.

Hesabı sorulmamış, sorumluları bulunmamıştır. Sadece birkaç er ile mahkeme sürdürülmüş uyduruk birşey ile geçiştirilmiştir.

1 Yıl önce 28 Aralık’ta Uludere’de 30 canımıza daha kıymışlardır. Silahsız insanlara savaş uçaklarından atılan bombalarla katledilmiştir. Bu da Aralık ayı katliamlarından birisidir. Bu konuda hiçbir çaba, açıklama hükumet tarafından yapılmamıştır.

Konuşmama başlamadan önce bir not daha iletmek istiyorum. Bilindiği gibi gençliğimizin önemli bir sembolü olan ODTܒde direniş sergileniyor. Onların bu direnişini yürekten selamlıyorum ve ODTܒye selam olsun diyorum.

Bu katliamlar içerisinde en vahşisi, en uzunu, en kanlısı Maraş katliamıdır.

Ben ailemle Maraş’ta yaşıyordum. Orada doğdum, büyüdüm, okudum.

Ülkemizin ve Maraş’ın siyasi ve ekonomik durumundan bahsetmek istiyorum. O yıllarda ülkemizdeöğrenci hareketlerinin ve işçi sınıfının yürüttüğü mücadeleler önemli yer kaplamıştır. Giderek daha kitleselleşen ve giderek daha boyutlanan bir mücadeleler örgütlenmeye başlamışlardır.

Katliamdan önceki yılda, ülke geneline bağlı olarak, Maraş’ta da demokratik devrimci muhalefette yükselme vardı. Maraş’ın kapalı ekonomisi de demokrat ve Alevilerin lehine gelişmeye açılmaya başlamıştı.

Bu Maraş’ta da yansımasını göstermiştir. Zaman zaman okullarda, sokaklarda kavgalarımız eksik olmuyordu. Ekonomisi kendi içine kapanık ekonomik kriz olan bir şehirdir Maraş. Dar bir ekonomisi vardır. Bu dönemde ülkemizde faşist hareketin kendisine yeni bir strateji belirttiğini de görebiliyoruz.

Bu strateji doğrultusunda ülkede genellikle iç çatışmaların yükseltilmesi, toplum üzerinde bir yılgınlık korku havası verilmesi, giderek buradan hareketler iç savaşı körükleyecek şekilde katliamlar yeni bir strateji geliştirmişlerdir. Bu geliştirilen stratejiler gereği bir dizi katliamlar arka arkaya sıralanmıştır.

Malatya, Sivas, Elazığ, Maraş,Çorum, Hatay’da arka arkaya katliamlar tezgahlanmıştır” dedi.

Bir gün sonra Maraş’ın girişindeki Alevilerin devam ettiği bir kahve bombalandı. Güya biz sinemayı bombalamıştık onlar da misilleme olarak kahveyi taramış oldular.

Arkasından bir gün sonra da Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlarında iki öğretmeni vurdular, ikisini de iyi tanırdım, TÖB-DER üyesiydiler.

Koşarak olay yerine gittiğimizde Hacı Çolak ölmüştü, Mustafa Yüzbaşıoğlu ise ağır yaralıydı. Yüzbaşıoğlu ölmeden önce hastanede ifade verdi ve ‘Arkadan gelen, daha önce görmediğim ancak görürsem tanıyabileceğim bir kişi önce Hacı’yı, sonra beni vurdu,’ dedi. Ökkeş Şendiller ise daha sonra verdiği ifadesinde öğretmenleri benim vurduğumu söyleyecekti.

O dönemlerde Dev Savaş dışında, Halkın Kurtuluşu vardı, Devrimci Halkın Birliği vardı, Aydınlıkçılar vardı. Çatışmalar bir buçuk gün sürdü, ben bir evin çatısındaydım. Silah da kullandık o sırada, artık orada var olmakla yok olmak arasındaydık, ya ölecektik ya öldürecektik.

Çamlık Mevkii’nden mahallemize sızdılar. Orada beş insanımız öldü, bunlardan üçü benim akrabamdı. Adamla oğlunu orada öldürmüşler, kadının da organına büyük bir kazık çakmışlardı. Kadıncağız ölmedi, bir sene sonra intihar etti.

Dağ köylerinden yoksul köylüler kandırılarak Maraş’a getirilmişti.

Alevilerin, komünistlerin evlerine el koyacağız, onların bütün mallarını size vereceğiz diye kandırıp getirmişler.

Sıkıyönetimden sonra köydeki kadınlar, gidenler gelmeyince Maraş’a onları aramaya geliyorlar. Kimi babasını, kimi kocasını, kimi kardeşini soruyor. Askerler bunları toplayıp sıkıyönetime götürüyor.

Buradan mal gelecekti, hatta iki-üç kamyon gönderdiler, ama nasıl paylaşacağımızı bilemedik, erkeklerimizi aramaya geldik diyorlar.

Kayseri Hava İndirme Tugayı’nın gelişiyle 26 Aralık’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve büyük bir göç yaşandı.

Ben de ailemle birlikte İstanbul’a yerleştim. Ancak katliamın yıldönümünde Yörükselim mahallesini dümdüz edeceklerine dair tehditler çoğalmaya başlamıştı ve Maraş’a dönmeye karar verdim ve üzerimde şahsi silahımla yakalandım ve 200 gün durmaksızın işkence gördüm. Bu işkenceler aralıksız 24 saatlik seanslar halindeydi.

Hiç duyulmadık yöntemler denediler benim üzerimde.

Bunlardan bir tanesi Çin işkencesiydi. 10×10 uzunluğunda iki tane kalasa bağlıyorlardı, hani şimdiki Maximum kart reklamlarında olduğu gibi. Üzerimde mübalağasız 40-50 tane kemer vardı, her tarafımdan bağlıydım, kafamı da usturayla tıraş etmişlerdi. Aşağı yukarı 2-3 metre yükseklikteki bir serum şişesinden kafamın tam ortasına su damlatıyorlardı.

Dokuz gün fosseptik çukurunda tutuldum, ellerim arkadan bağlı, diz çökmüş ve boğazına kadar pisliğin içinde bir vaziyette. Ayak tırnaklarımın hepsi çekilmişti.

Henüz 12 Eylül gelmemişti, 26 ilde sıkıyönetim vardı.

Darbeyle birlikte de cezaevinden çıkartılıp Maraş’a sorguya götürüldüm. Bir gün sabah saat beş sıralarında beni koğuştan aldılar. Amaçları Maraş olaylarını tersyüz etmek ve solun üstüne yıkmaktı.

MHP’liler Adana’da yargılanıyordu ama onları kurtarmak istiyorlardı. Ve kurban olarak bizim örgütü seçmişlerdi ve çok ağır işkencelerden geçirildik. Ama en ağırı onca masum insanın ölümünden sorumlu tutulmaktı.

O zamanki gözaltı süresi üç ay olmasına rağmen, yedi ay gözaltında tutuldum.

Bütün olaylardan sorumlu tutuldum, davalar benim üzerime şekillendi, Hamit Kapan ve arkadaşları diye nitelendirildik.

Üç kişi Maraş olaylarından idam cezası almıştık. Yargıtay’da buna itiraz ettik ve bizi destekleyen tanıkların ifade vermelerini sağladık.

Sonunda Maraş olaylarından beraat ettim, örgüt üyeliğinden 12.5 sene ceza aldım ve devletten dört yıl alacaklı olarak tahliye edildim.

İşkenceci Polis Sedat Caner’in Anlatımlarıyla…

Dev Savaş davası sanığı Hamit Kapan ise işkencenin yalnızca en ağırına değil aynı zamanda en uzununa uğramıştı. Hamit Kapan 210 gün gözaltında kalmıştı. Ve Caner’e göre 200 gün boyunca işkence görmüştü: ”Hamit Kapan’ın sorgulaması sırasında biz başarılı olamamıştık.

Ankara’dan ayrı bir sorgulama timi geldi, üç memur gelmişti. Biri emniyet amiriydi. Hamit Kapan’a öyle bir şey yapılmıştı ki, 8 saat bir tim giriyordu, onlar çıkıyordu, diğer tim giriyordu, 8 saat onlar çalışıyorlardı.

Diğer 16 saat içerisinde onun şeyini bitiren diğer timler istirahat ediyorlardı. Uyku uyumaksızın, şey yapmaksızın Hamit Kapan’ın sorgulaması devam etti. Bu böyle hemen hemen 6 aya yakın sürdü.

Bu zaman zarfında Hamit Kapan’a uyku filan yoktu. Gözleri kan çanağı gibi olmuştu, artık gözleri yara bağlamıştı. Haliyle gözleri sürekli açık kalmaktan gözyaşı kuruma yapıyordu. Gözleri böyle kan çanağı gibi yara oluştu ve öyle bir hale gelmişti ki, kimse Hamit Kapan’ın yüzüne bakamıyordu. Herkes camdan dışarıya bakıyordu” diyerek konuşmasını tamamlayan Hamit Kapan gözyaşlarına hakim olamadı.

Programa Kartal Cem evi başkanı İsmail Saçlı, Maltepe belediyesi meclis üyesi Ömer Ekşioğlu ve çok sayıda partili katıldı.

Yorumlar kapalı.