ŞAŞKIN BEŞAR AKLIN ŞAŞAR

Abone Ol
Daha Fazla

Türk hava kuvvetlerine ait bir keşif uçağının Akdeniz’de uyarı dahi yapmadan uluslar arası hava sahasında Suriye tarafından bile bile düşürülmesi dünya kamu oyunda büyük bir yankı uyandırdı.Suriye kabulü mümkün olmayan açık bir saldırı yapmıştır.

Uluslar arası uygulamalarda sınır ihlalinde önce kendi uçaklarınızı havalandırıp sınır ihlali yapan uçağı uyarıp inişe zorlayacaksınız. O arada telsiz telefon irtibatı kuracaksınız.Bunların hiç biri yapılmamış.Türkiye düşman bir ülke olarak görüldüğünden bilerek düşürülmüştür.

Bunun diplomatik yaptırımları olacağı gibi bundan sonra ”komşu ülkelerin” benzer bir çılgınlığa kalkışmaması için Suriye yönetimine ”ders” verilmeli”dir. Ancak ; ”ders vermenin” birçok yolu vardır.Bazen etkin sonuç alınabilecek ” dolaylı cevap” tercih edilebilir.

Kendi halkına karşı uçak kullanarak katliam yapan Esad yönetiminin Türk keşif uçağını düşürmesinde mantık aramak doğru değil.Hatta ”akıl tutulması”. Ne varki;Esad’a ”mahallenin delisidir, ne yapsa yeridir” muameleside yapılamaz.

Aylardır iç savaş yaşayan Suriye’de ”bıçak sırtın’daki” lidere, ilgili herkesin anlıyacağı bir cevap mutlaka verilmelidir , verilecektirde.Türkiye ”köklü devlet” olduğunu aklı ve startejisi ile hareket ederek gösterecektir.
Uçağımızın düşürülmesi soğuk savaş dönemine özgü bir tezgâha benziyor.Türkiye’yi kışkırtmak, savaşa zorlayarak ve savaşın eşiğine getirmek Suriye’de ki dikta rejimine ” yakın tehdit ” üzerinden sağlam bahaneler üretir.Katliamlar hızlanır. Rejim, gözü dönmüş bir halde muhalifleri sindirmek için her çareye baş vurur.Türkiye’nin savaşın eşiğine gelmesi Suriye rejimine rahat bir nefes aldırır.Bu yüzden savaş uçağının bu senaryoyu hayata geçirmek üzere Suriye tarafından kasıtlı olarak düşürüldüğü göz ardı edilmemelidir.

Türkiye’de ; ABD ‘ninde desteği ile İstanbul’da ithilâf çözümlemeleri merkezi kurulması düşünülürken Suriye ile böyle bir ”Paradoks” yaşaması düşünülmesi gere ken dikkat çekici bir konu.Bazıları ;Türkiye’yi ”sarardıkça sulanan, uzadıkça budanan” bir ülke olarak rol verildikçe yapan bir ülke olarak görmek isteyip , hızla büyüyüşünün önüne geçmek için gereksiz bir çatışmaya, savaşamı sürüklenmek isteniyor?

Nitekim, daha Türkiye sesini çıkarmadan önce Suriye’den gelen ”özür beyanı” ile krizin ifşa edilmesi bu tezgâhın bir parçası gibi görünüyor.
Suriye’nin saldırısı Rusya- Çin ve İran ekseninde oluşan ”eski dünya ”bloku’yla yeni dünya’yı karşı karşıya getirecek bir çatışma zemini yaratıyor.Türkiye bu nokta’da kilit ülke konumunda.Tam bir satranç oyunu oynanıyor.Sorun, bölgesel olmaktan çıkıp küresel bir soruna dönüşüyor.
Düşürülen uçağı sadece Türkiye ikle Suriye arasında bir mesele olarak görmek mümkün değil. Suriye krızi iç savaştan uluslar arası bloklaşmaya doğru yön değiştiriyor.Bir tarafta Suriye’nin müttefikleri olan Rusya- Çin ve İran diğer tarafta ise muhaliflerle ittifak kuranlar.

Ancak; Türkiye açısından sorun, kendisininde içinde yer aldığı bloğun henüz şekillenmemiş olmasıdır.Buda Türkiye’yi karşı blok önünde hem yalnızlaştırıyor hemde maliyetleri artırıyor.Bu bağlamda Türkiye ; Suriye karşısında yalnız kalmamalı. ” Öfke ile kalkan zararla oturur” ve ”keskin sirke küpüne zarar” olduğu düşünülerek anlık duygusal tepkiler verilmemeli, ateşe elini doğrudan sokmamalıdır. Suriye ile ilgilenirken arkasınıda kollamalıdır.

Türkiye öncelikle uluslar arası hukuku işletmelidir. Sonuçda Suriye’yi yerle bir edecek ordumuz olduğunu tüm dünya bilmektedir. Ancak; Rusya- İran- Irak ve Suriye hattının Lübnan ”’Hizbullahına” kadar uzanan mevcut bir stratejik bir denklem olduğu unutulmamalıdır.Türkiye yada Türkiye ile aynı safda yer alan ülkelerin bu ilan edilmemiş savaştaki ”düşmanları” ülkesi ve halkı ile ”Suriye” değil Esad yönetimi ve Baas rejimi’dir.
Esad’ın ; Türk jetini düşürmesi ile sergilediği ağır tahrik Türkiye’nin Suriye’ye ” savaş ilanına” dayanırsa Esad’ın amaçladığı hedefe ulaşılacak ve Suriye halkının iç kavgaları bırakarak ülkelerini dış düşmanlara karşı savunmaları için birleşmeleri yolunda çağrı yapacaktır.

Ani gelişen bir olayda kontrolsüz tepkiler geri dönülmez hataların çıkışınada sebep olur.

Unutmıyalım ki; Türkiye’nin yükselişi ve demokratikleşmesinin durdurulmasının yolu ülkeyi bir savşa sokmaktır.Türkiye’nin içinde de ülkemizin bir savaşa girmesi için çaba gösteren güç odakları olduğu iyi bilinmektdir.Geçmişde Ege’de kendi jet uçağımızın düşürülmesi planları bile yapılmış, hava sahamızı ihlâl eden İsrail uçağı için ” kedidir” diye geçiştirilmiştir. Hafızalardan silinmeyen ”Heron ”ihanetinide unutmadık.Suriye’nin bu cüreti Rusya ve İran’dan bağımsız olarak gösteremiyceğide unutulmamalıdır.

Suriye’ye cevap diplomatik yollardan iki ülkeyi sıcak çatışmanın savaşın eşiğine getirmeden ancak; mesajı !Herkesin anlıyacağı bir dil ve beceri ile vermelidir.” Bölgesel güç” olma yolundaki Tütkiye” nin ABD ve İsrail’e göstereceği tepki ” şaşkın ördek” Esad’a göstereceği tepki ile bir olamaz.
Türkiye yıllarca ”Nato” içinde üstüne düşeni fedakârca yapdı.Görev ve sorumluluk sırası Nato ‘nun. Nato’nun Türkiye’ye verdiği değerin görüleceği zamandır.Ne varki;kimse Türkiye’nin uluslar arası alanlarda kapasitesini test etme çabasına girmesin.

Yorumlar kapalı.