İstanbul Barosu’nun "Pazartesi Forumları" Devam Ediyor

Abone Ol
Daha Fazla

İstanbul Barosu, Türk Ceza Hukuku Derneği ve İstanbul Gazeteciler Cemiyetince ortaklaşa düzenlenen “Pazartesi Forumları” devam ediyor.

İlk forum 2 Kasım 2009 Pazartesi günü saat 17.00’da Cağaloğlu’ndaki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Konferans Salonunda gerçekleşmişti. Dizinin ikinci forumu, 7 Aralık Pazartesi günü saat 17.00’da İstanbul Barosu Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

Türk Ceza Hukuku Derneği Başkanı Prof. Dr. Duygun Yarsuvat, kısa bir sunuş konuşması yaparak Pazartesi Forumlarının programı hakkında bilgi verdi.

İstanbul Barosu Eski Başkanı Av. Turgut Kazan’ın yönettiği forumda, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Hukuk Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersan Şen “Özel Yargılama Tedbirleri ve İnsan Hakları” konusunda bir sunum yaptı.

İletişimin denetlenmesi konusunun hukukumuza 1999 yılında girdiğini 2005 yılında CMK’da yapılan değişikliklerle teknik takip ve görüntülemenin yasal hale getirildiğini belirten Prof. Dr. Şen, 135. maddede iletişimin denetlenmesi, teknik takip ve görüntülemenin koşullarının çok açık ve net bir şekilde belirtilmiş olmasına rağmen, uygulamada buna gereken duyarlılığın gösterilmediğinin görüldüğünü bildirdi.

İletişimin denetlenmesi amacıyla hâkimler tarafından verilen dinleme kararlarının 135. madde koşullarına çok dikkat edilmeksiniz kolaylıkla verilebildiğine dikkat çeken Şen, bu şekilde verilen dinleme kararlarının yeni sorunlar yarattığını söyledi.

Adli kolluk oluşturmadan sağlıklı soruşturmalar ve kovuşturmalar yapabilmenin zorluklarını anlatan Prof. Dr. Ersan Şen, “Örneğin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kanununda olmamasına rağmen Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliğindeki bir maddeye dayanarak müfettişler hâkim ve savcıların dinlenmesini talep edebilmektedirler. Teftiş bir idari eylemdir. Bu nedenle hâkimler ve savcılar hakkında dinleme kararı talep etmeleri hukuka aykırıdır ve tarafsızlık ihlal edilmektedir” dedi. Prof. Dr. Şen, “dinleniyorum korkusunun” vatandaşlar üzerinde bir paranoya etkisi yaptığını, yanlış uygulamaların hukuksuzluklara neden olduğunu belirterek ya telefon dinleme olaylarının tamamen ortadan kaldırılması, ya da çok gerekli görülüyorsa bağımsız bir denetim organının gözetiminde dinleme yapılması gerektiğini vurguladı.

Yasaya göre dinlemenin koşullara uygun olarak belirli bir süre için yapılabileceğinin altını çizen Şen, yine yasaya göre belli sürenin sonunda dinlenen kişinin hakkında her hangi bir kanıt elde edilemezse, durumun dinlenen kişiye bildirileceğini, ancak dinlendiği süre içinde yaptığı konuşmaların çözümünü asla göremeyeceğini bildirdi.

Prof. Dr. Ersan Şen, konuşmasının ikinci bölümünde CMK 136, 138 ve 139. maddelere ilişkin uygulamaları anlattı ve Yargıtay kararlarından örnekler verdi.

Soru ve yanıt bölümünden sonra Pazartesi Forumları’nın ikincisi sona erdi.

Yorumlar kapalı.